Tüketim Amacıyla İşletmelere, AVM lere Giden Kişilerin Söz Konusu Yerlerde 3. Kişilerin Fiilleri Sebebiyle Zarar Görmesi Halinde Uğramış Olduğu Zararların Tazminini İşletme Sahiplerinden Talep Etmesi Mümkün Mü?
1-)6502 sayılı kanunun 3. Maddesi Gereğince
tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlar ile hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Bir kişinin bir mal veya hizmetten nihai olarak faydalanması söz konusu ise o kişi ‘tüketici’ olarak kabul görmektedir.
tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
2-)Yukarıdaki tanımlar gereğince mesleki ve ticari amaçla hareket etmeyen bir kişinin tüketim amacıyla bir AVM’ye, işyerine gitmesi halinde ortada tüketici işleminin var olduğu kabul edilmektedir[1].
3-)Kural olarak tüketici işlemi niteliğinde olan bu işlemler sırasında 3. Kişilerin fiilleri sebebiyle tüketicinin bir zarara uğraması halinde tüketici, hizmeti kendisine sunan kişilerden uğramış olduğu zararın tazminini talep edebilmektedir[2].
4-)Kural olarak tüketicilerin tüketim amacıyla uğramış olduğu zararlardan dolayı işletme sahipleri sorumlu ise de eğer işletme sahibi kurtuluş kanıtı getirir ise başka bir deyişle her türlü önlemi almış olmasına rağmen zarar meydana geldiğini ispat eder ise işletme sahibinin sorumlu olmayacağı kabul görmektedir[3].
SONUÇ OLARAK; eğer bir kişi tüketim maksadıyla bir işletmeye, AVM vs gibi bir yerde bulunuyor ise 3. Kişilerin vermiş olduğu zararlar sebebiyle tüketicinin uğramış olduğu zarardan dolayı işletme sahibi sorumludur. İşletme sahibi ancak gerekli tüm önlemleri almış olmasına rağmen(kurtuluş beyyinesi) zararın meydana geldiğini ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulabilecektir.
Av. Arb. Mustafa ÖZKAN
[1]
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin
2015/42634 Esas 2015/5057 K sayılı ilamına göre; ‘Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek
başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde
görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında
kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması
gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı şirket tarafından
sunulan alışveriş hizmeti sırasında davacıda oluşan sağlık sorunu
nedeniyle uğranılan zarar ile ilgili olarak taraflar arasındaki
ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. O halde, uyuşmazlığın Tüketicinin
Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına
göre tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava
dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası
incelenerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı
olup, bozmayı gerektirir.
[2]
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/1008
Esas 2015/5099 K sayılı ilamına göre; ‘Davacıyı,
mağaza içinde döverek yaralayan kimliği belirlenemeyen dört kişiye olay
esnasında müdahalede bulunulmadığı gibi, hiç bir güvenlik engeli ile de
karşılaşmadan alışveriş merkezinden çıkarak gitmişlerdir. Mağaza ve AVM
içinde güvenlik kamerası bulunmadığı için davacıyı yaralayan kişilerin
kimliğini tespit etmek de mümkün olmamıştır. Etkin bir güvenlik kamerası
sistemi kurmak ve çalışır halde tutmak, AVM'nin büyüklüğüne ve müşteri
potansiyeline göre yeterli sayıda güvenlik görevlisi istihdam ederek hizmet
verilmesini sağlamak AVM yönetiminin sorumluluğundadır. Olayın meydana geldiği
mağaza içinde de güvenlik kamerası bulunmadığı gibi, mağazada gerçekleşen
olayda derhal güvenlik birimleri ile iletişim kurularak güvenilik
görevlilerinin zamanında olaya müdahalesini sağlamayan mağaza çalışanlarının da
kusurları söz konusudur. AVM güvenlik şirketi ise güvenlik hizmeti verirken
AVM'nin herhangi bir bölümünde meydana gelebilecek olaya en kısa sürede
ulaşmasını sağlayacak tedbirleri almak, AVM içinde sağlıklı ve etkin bir telsiz
iletişim sistemi kurarak güvenlik zafiyeti oluşmasını önlemek, AVM'lerin kapı
güvenlikleri ile koordinasyonu sağlayarak faillerin AVM'den çıkışlarını
engellemek, meydana gelen olaylarda faillerin kimlik tespitlerini yaparak
kolluk kuvvetlerine teslim etmekle yükümlü olup somut olayda bu önlemlerin hiç
birinin gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davalıların, AVM'ye
gelen tüketicilerin mal ve canlarının güven içinde olmalarını, tehlikelerden
korunmalarını sağlamak için gerekli önlemleri almaması, sağladığı güven
duygusunu boşa çıkarması hukuka ve M.K.nun 2.maddesinde yerini bulan dürüstlük
kuralına aykırıdır. Tüm bu değerlendirmelere göre davacının uğradığı haksız
fiilin gerçekleşmesinde davalıların kusurlarının bulunduğu gözetilerek uygun
bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın
reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
[3]
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2008/4120
Esas 2008/9661 K sayılı ilamına göre; ‘Mağaza
yönetiminin mağazaya gelen kişilerin mal ve canlarının güven içinde olmalarını,
tehlikelerden korumalarını sağlamak için gerekli önlemleri almaması, sağladığı
güven duygusunu boşa çıkarması hukuka ve MK’nın 2. maddesinde yerini bulan
dürüstlük kurallarına aykırıdır. Bu nedenle mağaza yönetimi, aracı ile gelen
kişilerin uğradığı zararlardan sorumludur. Bu sorumluluktan ancak, gerekli tüm
tedbirleri aldıkları halde zararın meydana gelmesini önleyemediğini ispat
ettikleri takdirde kurtulabilir.