Davacı vekili dilekçesinde; Serik 2. İcra
Müdürlüğünün 2012/3098 Esas sayılı dosyası ile Serik 1. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 2010/181 D.İş sayılı dosyasındaki tektaraflı olarak
yapılan tespite dayanak icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yapılan takibe
itiraz etmediğini, söz konusu tespitte arızanın yangının net olarak sebebinin
belirlenmemiş olduğunu, zarara gören cihazların modeli ve ne derece zarar
gördüklerinin belli olmadığını, yapılan icra takibinin haksız olduğunu
belirterek; müvekkili kurumun davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; markette bulunan elektrikli cihazların
voltaj farklılığından kaynaklanan ani darbelerden dolayı kullanılamaz hale
geldiğini, sık sık yaşanan kesintiler ve bu kesintiler sonrası oluşan voltajda
aşırı artış ve düşüşler yaşandığını belirterek; davanın reddine karar
verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalıya ait elektrikli cihazlarda meydana gelen
arızanın voltaj düşüklüğünden kaynaklandığı ve kurumun bu zarardan sorumlu
olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili
tarafından temyiz edilmiştir.
HMK'nun 266.md göre; çözümü özel veya teknik
bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yapılması taraflarca öne
sürülen itirazlarında yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Davacı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel
veya teknik
bir bilgiyi gerektiren konularda, davalı tarafça tek taraflı olarak
yaptırılan delil tesbiti
sonucu düzenlenen tesbit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi
hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur. Somut
olaya gelince, mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, davacı
tarafından Serik 1. Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesinin 2010/181 D.iş sayılı
dosyasında yaptırılan tesbit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu benimsenerek
hüküm verilmiştir.
Ne var ki; Serik 1.Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesinin 2010/181 D.iş
sayılı dosyasında bilirkişi tespit raporu davacı tarafa tebliğ olunmamış ve
dava dilekçesi ile davalı tarafın yaptırdığı tesbiti ve denetime elverişli
olmayan bilirkişi raporunu kabul etmediğini açıklayarak tesbit raporuna açıkça
itiraz etmiştir.
Davalı tarafça tek taraflı yaptırılan delil tesbiti
sonucu düzenlenen rapora itiraz edildiğinden, zararın sebebinin ve zarar
miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, itiraz
edilen tesbit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. (HGK'nun
2010/7-450-461 sayılı ve 06.10.2010 tarihli kararı)
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate
alındığında, mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tüm deliller
birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmelidir.
Mahkemece, bir araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ile
itiraza uğramış tespit raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru
görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı
şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde
olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-2 maddesi
uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.10.2016 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.